Osho

Osho

osho11 Aralık 1931 – 19 Ocak 1990

Doğduğunda ismi Chandra Mohan Jain olan, 1970’lerden beri Bhagwan Shree Rajneesh olarak bilinen Osho, Hindu mistik ve ruhsal bir öğretmendir.

Felsefe profesörü olan Osho, 1960’larda halka konuşmalar yaparak Hindistan’ı dolaştı. 1970’lerde bir süre Mumbai’de kaldı, Neo Sannyasin’ler müritleri oldular ve ruhsal öğretmen olarak rol aldı. Söylemlerinde geleneksel dinleri, mistikleri ve filozofları yeniden yorumladı. 1974’de Pune’a gelerek çoğunlukla batılıların geldiği aşramını kurdu. Batılı takipçilerine İnsan Potansiyeli Terapileri uyguladı. Hindistan ve Batı’da çok ses getirdi ve haber oldu. Hindistan hükümetiyle tansiyonun yükselmesiyle 1981’de Amerika’ya gitti ve Oregon’da daha sonra Rajneeshpuram olarak bilinecek olan kasıtlı bir topluluk kurdu. 1985’de göçmen yasalarını çiğnediği gerekçesiyle tutuklandı ve sınırdışı edildi. 21 ülke onun ülkelerine girmesini engelledi. 1990’da öldüğü Pune’a geri döndü. Aşramı bugün Osho Uluslararası Meditasyon merkezi olarak bilinmektedir.

Hayatından küçük bir bölümü kendi ağzından okuyalım…

“Üniversitede öğretmen olduğumda dedim ki: “Ben kime ders vereceğim? Bu masalara ve sandalyelere mi? Bu nasıl bir saçmalık? Size bu şekilde oturmanızı kim söyledi? Birbirinize karışın ve önüme gelin”

Böyle dedim; çünkü sınıfa girdiğimde kızların bir köşede oturduğunu, önümde dört beş boş sıra olduğunu, oğlanların diğer köşede oturduğunu gördüm.
Tereddüt ettiler. Bir öğretmenin onlara karışmalarını söylediğini hiç duymamışlardı. Dedim ki, “Hemen karışın; aksi halde rektör yardımcısına son derece doğaya aykırı, gayrı-psikolojik bir şeyin olduğunu raporlayacağım.”
Yavaş yavaş, tereddütle…
Dedim ki, “Tereddüt etmeyin! Yerinizden kıpırdayın ve karışın. Benim sınıfımda ayrı oturamazsınız. Ve bir kıza dokunmaya çalışmanız ya da kızın gömleğini çekiştirmeye çalışması umurumda bile değil; doğal olan her şeyi kabul ederim. Bu yüzden orada donmuş, küçülmüş bir halde oturmanızı istemiyorum. Benim sınıfımda olmayacak bu. Birlikte olmaktan keyif alın. Birbirinize notlar, taşlar, mektuplar attığınızı biliyorum. Buna gerek yok. Gidip yanına oturun, mektubu ya da ne istiyorsanız onu kıza verin çünkü aslında hepiniz cinsel açıdan olgunsunuz; bir şey yapmalısınız. Ve felsefe okuduğunuza göre kesinlikle delisiniz! Bu felsefe okuma zamanı mı? Bu dışarı çıkıp sevişme zamanı. Felsefe başka bir şey yapamadığınız, ihtiyarlık içindir, o zaman felsefe okuyabilirsiniz”
Hepsi çok korktu. Yavaş yavaş gevşediler ama diğer sınıflar onları kıskanmaya başladı. Diğer profesörler rektör yardımcısına rapor vermeye başladılar, “Bu adam tehlikeli. Kızlarla oğlanların hepimizin yasakladığı şeyler yapmasına izin veriyor. Onların iletişime geçmesini engellemek yerine onlara yardım ediyor! Diyor ki, ‘Aşk mektubu yazmayı bilmiyorsanız bana gelin. Ben size öğretirim. Felsefe ikincildir -fazla değildir. İki senelik dersi altı ayda bitiririz. Kalan bir buçuk senede zevk alır, dans eder, şarkı söyleriz. Endişelenmeyin.”
Sonunda rektör yardımcısı beni çağırmak zorunda kaldı ve şöyle dedi, “Bütün olan biteni duydum. Ne diyorsun?”
Dedim ki, “Üniversitede öğrenci olmuş olmalısın”
“Evet” dedi. “Oldum. Aksi halde nasıl rektör yardımcısı olabilirdim?”
Dedim ki, “O zaman biraz geri dön ve kızların uzakta, senin uzakta oturduğun günleri hatırla. Kafandan ne geçiyordu?”
“Çok tuhaf bir adama benziyorsun” dedi. “Gelmeni istedim çünkü bir şey hakkında bilgi almak istiyordum”
Dedim ki, “Bunu daha sonra ele alırız. İlk önce sorumu yanıtla. Ve dürüst ol; aksi halde yarın tüm üniversitenin, tüm profesörlerin ve öğrencilerin önünde sana açık açık meydan okurum. Konuyu tartışırız ve onların oy vermesine izin veririz”
Dedi ki, “Heyecanlanma. Belki haklısın. Hatırlıyorum. Artık yaşlı bir adamım ve umarım bunu kimseye söylemezsin – kızları düşünürdüm. Profesörü dinlemezdim, profesörü kimse dinlemezdi. Kızlar notlar fırlatıyordu, biz notlar fırlatıyorduk, mektuplar alınıp verilirdi”
“O zaman” dedim, “Gidebilir miyim?”
“Elbette” dedi. “Git ve ne yapmak istiyorsan yap. Seninle herkesin önünde karşılaşmak istemiyorum, kazanacağını biliyorum. Haklısın. Ama ben zavallı bir adamım; görevimi yerine getirmem gerek. Böyle bir şey yapacak olursan hükümet beni bu rektör yardımcılığından atar”
Dedim ki, “Rektör yardımcılığı benim umurumda değil. Sen rektör yardımcısı kal ama unutma: Bir daha beni asla çağırma. Pek çok şikâyet gelecektir ama şu anda sana açıkça söylüyorum, her seferinde ben haklı olacağım”
“Anladım” dedi.
Sonra öğrenciler -benim dersimi almayan kız ve oğlanlar bana sormaya başladılar, “Biz de gelebilir miyiz?”
Dedim ki, “Felsefe hiç bu kadar merak uyandırmamıştı. Gelin! Herkes gelebilir. Ben hiç yoklama almam. Her ay, yoklama defteri gidecekken, öylesine doldururum -yok, var, yok, var. Yalnızca herkesin derslerin yüzde yetmiş beşinden fazlasına girmiş görünmesine dikkat ederim, böylece sınava girebilirler. Umurumda değil. Bu yüzden gelebilirsin”
Sınıflarım tıka basa doldu. İnsanlar pencerelerde oturuyordu. Ve aslında hepsinin başka sınıfta olması gerekiyordu.
Sonra yine şikâyetler gelmeye başladı ve rektör yardımcısı dedi ki, “Bu adam hakkında şikâyet getirmeyin. İnsanlar dersine gelmiyorsa bu sizin sorununuz. Ben ne yapabilirim? Onu tercih ediyorlarsa, o ne yapabilir? Ve onlar felsefe öğrencisi değil ama sizin tarih, ekonomi, politika derslerine gelmek istemiyorlar. Ben ne yapabilirim? Ve o adam bana meydan okudu: ‘Bir daha asla beni çağırma, yoksa herkesin önünde karşı karşıya geliriz.”
Ama her bölümden o kadar çok şikâyet geldi ki, sonunda o geldi. Beni çağırmamasının daha iyi olacağını biliyordu; sınıfıma gelmek zorunda kaldı. Gördüklerine inanamadı.
Felsefede pek az öğrenci olur çünkü felsefe para kazandıran bir konu değildir. Ama sınıf tıka basa doluydu; onun girebilmesi için bile yer yoktu. Onun öğrencilerle birlikte kapının arkasında durduğunu gördüm. Öğrencilere dedim ki, “Rektör yardımcısının içeri girmesine izin verin. Bırakın o da burada gerçekleşen sahnenin tadını çıkarsın”
İçeri girdi. Gözlerine inanamıyordu, kızlar, oğlanlar hep birlikte oturuyordu ve neşeyle beni dinliyordu. Tek bir rahatsızlık yoktu çünkü rahatsızlıkları kökünden önlemişti. Artık her oğlan kız arkadaşının yanında oturuyordu; taş, mektup atmalarına gerek yoktu. İhtiyaç yoktu.
Dedi ki, “Böyle kalabalık bir sınıfta iğne atsan işitilecek bir sessizlik olmasına inanamıyorum”
Dedim ki, “Öyle olmak zorunda çünkü baskı yok. Öğrencilere gitmek isterlerse benden izin almalarına gerek olmadığını, çıkıp gidebileceklerini söyledim; içeri girmek istediklerinde de giriyorlar. İzin almalarına gerek olmuyor. Burada olup olmamaları beni ilgilendirmez. Ben ders vermekten zevk alıyorum. Ders vermeye devam edeceğim -burada oturmak istiyorsan otur; aksi halde kaybol. Ama kimse gitmiyor”
Rektör yardımcısı şöyle dedi, “Bu her sınıfta olmalı. Ama ben senin gibi güçlü bir adam değilim; hükümete böyle olması gerektiğini söyleyemem…”Osho’dan Sözler

“Dünyayı unut, yanlızca kendine aşık ol. Manevi arayış, aslında kişinin kendisine aşık olmayı arayışıdır. Dünya diğerlerine aşık olmaya dair bir yolculuktur. Maneviyat ise kendine aşık olma yolculuğudur…”

“Meditasyon yapıyorsan ve birkaç günlüğüne herhangi bir problem yok diyorsan, kendini tembel hissediyorsan, sabah uyumak istiyormuş gibi hissediyorsan ve “meditasyonu erteleyebilirim, yarın yapabilirim” diyorsan, tek bir günü bile kaybettiğinde birçok günün işini yapmamış olursun, çünkü bugün meditasyon yapmıyor, birçok başka şey yapıyorsun.
Bu başka şeyler de eski kalıplarına aittir, dolayısıyla bir tabaka yaratılmış oluyor.
Dünün ve yarının kesiliyor. Bugün bir tabaka, farklı bir tabaka haline gelmiş oluyor. Süreklilik kaybolmuştur ve yarın tekrar başladığında tekrar başa dönmüş oluyorsun.
Birçok kişinin başlayıp bıraktığını ve tekrar başladığını görüyorum. Birkaç ay içinde yapabilecekleri iş böylece birkaç yıl sürüyor.
Öyleyse hatırlanması gereken şudur:
Kesintisiz olmalı…
Hangi alıştırmayı seçersen seç, hayatının tamamı için seç; üzerine çekici vurmaya devam et, zihnini dinleme.
Zihin seni ikna etmeye çalışacaktır ve zihin büyük bir baştan çıkarıcıdır. Kendini hasta hissettiğin için, başın ağrıdığı için, gece uyuyamadığın için, bütün gün boyunca dinlenmeyi hak edecek kadar yorulduğun için bugün meditasyon yapman gerekmediğine dair bir sürü neden sayacaktır.
Bunlar zihnin hileleridir…”

Daha fazla Osho sözü için Osho forum sayfamızı tıklayınız…

Osho’nun Türkçe Yayınlanmış Bazı Kitapları

-Yoga & Bireyin Doğuşu (1.kitap)

-Yoga & Zamanın Mekanın ve Arzunun Ötesinde (2.kitap)

-Farkındalık – Dengeli Yaşamanın Anahtarı

-Sırlar Kitabı 1 – Meditasyon Sanatı

-Sırlar Kitabı 2 – Kendini Anlamanın Anahtarı

-EGO

-Provokatör Mistik

-Beden ile Zihni Dengelemek

-Ruh Eczanesi

2014-12-11T10:28:20+00:00 Ağustos 22nd, 2014|Üstadlar|