Sema Raksı

/Sema Raksı
Sema Raksı 2016-05-01T14:21:09+00:00

sema aşka dönüşSemâ’nın sözlükte anlamı işitmektir, duymaktır. Mevlevilikte önemli bir yeri olan ney rebap gibi musikinin, rubainin, şiirin işitilmesi ve işitildiğinde arifin içindeki aşkın artması, bu nağmeleri dinlerken vecde gelip hareket etmesi, kendinden geçip dönmesi, dönerken Yaradan’a dönmesidir.

Sema ruhsal yolculukta bir yükselme aracıdır, maddi beden yanılsamalarından hiçliğe geçiş, yok olma ve yoklukta onunla var olmaktır. Dünyada bütün varlıklar dönmektedir (yıldızlar, dünya, atom, vücutta kanın dönmesi, topraktan gelip toprağa dönme). Dönmek, var olmanın temel şartı olarak kabul edilmektedir. Mevlânâ ilahi Aşka yönelmeyi semâ ile ifade etmektedir. Bu dönüş, nefsi terk edip hakka ulaşma ve olgunluğa erişip tekrar kulluğa dönüştür.

Hz. Mevlânâ kainattaki her hareketi semâ’ olarak görüyordu ve Divan-ı Kebirde bu düşüncelerini şöyle ifade ediyordu:

“Zerreden feleklere kadar her şey semâ’ ederdi…” I, 526 (g. 1355); 727. (g. 1936)

“Arı bal yapmak için semâ’ eder…” II, 1081 (g. 2924)

“Kalp sedefotu tohumu gibi Aşkın ateşinde semâ’ eder…” I, 704 (g. 1867)

 

Hz.Mevlânâ zamanında belli bir kurala bağlı olmadan yapılan sema sonradan Sultan Veled ve Ulu Ârif Çelebi zamanından başlayarak Pîr Âdil Çelebi zamanına kadar tam bir disiplin içine alınmış, belli kurallara bağlanmış, uygulaması öğrenilir ve öğretilir olmuştur.

Bu sebeple Âdil Çelebi’ye Mevlevi tarikatına bu katkısından dolayı “Pîr” lakabı verilmiştir. Semâ 7 bölümden oluşmaktadır ve semâ sırasındaki her davranışın tasavvuf açısından bir anlamı vardır.

Semâzen’in tennuresi nefsinin kefeni, hırkası mezarı, sikkesi mezar taşıdır. Şeyhin postu ile giriş arasında hatt-ı istiva denen hayali bir çizgi vardır. Allaha ulaşmanın en kısa yolunu sembolize eden bu çizgiye basılmadan salona girilir. Mevlânâ’nın ölüm vakti olan akşamüstü kızıllığını ifade eden kırmızı renkli postun karşısında müzisyenler bulunur. Şeyh postuna oturduktan sonra birinci bölüm başlar.

 

Birinci bölüm, Hz. Muhammed ve ondan önceki tüm peygamberlerin övüldüğü Na’t-ı Şerif okunur.

İkinci bölümdeki Tek kudüm sesi duyulur bu Allah’ın dünyayı yaratışındaki “ol” emrini ifade etmektedir.

Üçüncü bölüm deki ney sesi, her şeye can veren ilahi nefesi ifade etmektedir.

Dördüncü bölüm Sultan Veled devrini ifade eder. Burada Semâzen’ler ellerini yere vurarak hep birlikte ayağa kalkarlar ve birbirine selam verdikten sonra peşrev müziği eşliğinde daire şeklinde yürürler. Şeyhin rehberliğinde ebedi aleme yönelmeyi ifade eden bu yürüyüşte birinci tur yaratanı bilmeyi, ikincisi yaratanı görmeyi, üçüncüsü ise yaratanla bir olmayı sembolize eder.

Beşinci bölümde semâ’ya çıkılır. Önce hırka çıkarılır. Bu manevi dünyaya doğmayı ifade etmektedir. Kollar Allah’ın birliğini temsil edecek şekilde (Arapçadaki elif harfi şeklinde) bağlanır, şeyh postun hafif önüne yürüyüp selam verir, önce semâzen başı, sonra diğer semâzenler şeyhin elini öperek semâ için izin ister. Şeyh sikkeleri öperek semâ’ya çıkış için izin verdikten sonra, kollar çözülür (kolların duruşu Arapçada la harfine benzer, kol ve gövde birlikte “lamelif=la ilahe illallah” sözüne benzer) , baş hafifçe sağ omuz üzerine eğilir, hafif kısık gözlerle sol elin başparmağına bakılarak semâ’ya başlanır. Semâ’da sağ avuç içi gökyüzüne, sol avuç içi yeryüzüne bakar, bu Hakk’tan alınan ihsanın halka dağıtılmasını; sağdan sola kalbin etrafında dönmek ise bütün yaratılanları sevgi ile kucaklamayı ifade etmektedir. Bu bölümde 4 selam vardır.

Birincisi, insanın yaratılışını, yaratanın ve kendi kulluğunun algılanmasıdır;

İkincisi, yaratılıştaki mükemmelliği görerek Allah’ın kudretine hayranlık duymaktır;

Üçüncüsü, hayranlık duygusunun ilahi aşka dönüşünü ve sevgilide yok oluşunu ifade eder; manevi yolculuğun tamamlanıp kulluğa dönüşü ifade eder.

Dördüncü selama kollarını açmadan şeyh ve Semâzen başı da katılır. Bu selamda semâzenler kendi etraflarında dönerler. Şeyh ikinci bir ney sesi ile postuna döner. Semâzenler de semâyı bırakıp otururlar.

Altıncı bölümde Kuran’dan sureler okunur bu esnada sema durur, semazenler yerlerine geçer.

Yedinci ve son bölümde de bütün peygamberler, şehitler, inananların ruhları ve devletin selameti için dua okunur.

Semâ’dan sonra şeyh ve semâzenler konuşmadan meditasyon için hücrelerine giderler.