Posta – En büyük ihtiyacımız ‘Aşkla Gülümse’mek

Home/Röportajlar/Posta – En büyük ihtiyacımız ‘Aşkla Gülümse’mek

Posta – En büyük ihtiyacımız ‘Aşkla Gülümse’mek

Yaşam Koçu ve Yoga Eğitmeni Mert Güler’in yeni kitabı Aşkla Gülümse, okuyucuyla buluştu.

Kitapta Güler’in sakatlıklarından iş arayışlarına, aşklarına, mutluluklarına ve hayata tutunma çabasına dair her şeyi bulacak olan okuyucu, aynı zamanda onun mücadelesinden örnek alacak.

Güler kendi yaşam öyküsünü anlatırken aslında beraberinde yaşama tutunma yollarına değiniyor. Bize de okuyucuya kısa da olsa Mert Güler’in kitabını anlatmak kalıyor.

Sözü Mert Güler’e bırakalım; işte Güler’in posta.com.tr ile yaptığı söyleşi:

Aşkla Gülümse Ön kapak

Yoga’ya hayatınızı vermişsiniz. Bu süreç nasıl başladı nasıl karar verdiniz?

Hayatımın bir döneminde dengemi  kaybettim. Bir o yana bir bu yana kurumuş bir yaprak gibi savruldum. Aktif spor ve iş yaşamım boyunca bedenimi çok yıpratıp onu hiç dinlemedim. Ardı ardına yaşadığım sorunlar beni yeni arayışlara itti. Şifa için sadece bedeni çalıştıran Batı egzersizlerinin yeterli olmadığını keşfettim. İçsel dengemi ve dinginliğimi nasıl bulacağımı arayama başladım. Yoga ve meditasyonla birlikte sorularım ve isteklerim değişti. Artık bedenden akla, akıldan yüreğe doğru yol almaya sevdalanmıştım. Çünkü içsel ve dışsal denge bir bütündür.

İçsel öğretilerin temeli, öncelikle kendimizi öğrenmek ve tanımaktır. Öncelikle  hayattaki deneyimlerim  en büyük öğretmenim oldu. Yoganın beş önemli prensibi ise daimi rehberim: Doğru nefes, doğru egzersiz, doğru beslenme, doğru gevşeme, doğru düşünce ve meditasyon… Yoga öğrenmek ve ilerlemek istiyorsan ilk iş şiddeti bırakacaksın. Merhametle dolu olacaksın. Kelimelerinde, hareketlerinde, egzersizlerinde ve zihninde önce kendine, sonra insanlığa, doğaya ve tüm canlılara karşı şefkatle yaklaşacaksın. Aslında ülkemizin ve dünyanın en büyük ihtiyacı bu….

 

“CESARETLE İLK ADIMI ATTIM”

Kitapta yaşadığınız tüm zorlukları ve yolculukları anlatıyorsunuz. Sizi ne cesaretlendirdi?

Her şeyden önce cesaret gerekir. Hayat değişim halinde ve sürprizlerle dolu. İnsanlar  genellikle güvenli sandıkları rutin yaşamlarına sarılıp kıpırdamak istemiyor. Önyargısı ve koşullanmaları olan bir zihin için cesaret zordur. Kişisel değişim için beden, zihin, yürek ve davranış merkezlerinin bütün ve sağlıklı çalışması çok önemlidir. Cesaretle ilk adımı atıp kendinden başlamalısın. Kendine bir adım attın mı göreceksin. Hayatının en güzel yolculuğu başlamış olacak.

 

Gülümseyerek hayatımızı değiştirebilir miyiz gerçekten, mümkün mü?

Kesinlikle. Gülümsemeler paylaşıldıkça çoğalıyor, böylece olumlu enerji artmış oluyor. Ben de bundan büyük ilham alıyorum. En büyük hayalim daha çok insanı gülümsetebilmek. Hayallerim gerçekleştikçe motivasyonum artıyor. Bu hayatta hayal kırıcı değil, ilham verici olmak gerekiyor. Tüm insanlığın mutlu olmaya, huzuru bulmaya ihtiyacı var. Suya değil, göğe yükselen hayaller yaratmak gerekiyor. 100 kişiden bir kişi bile aşkla yola devam etse bu bir başarıdır. Çünkü gönülden kazanılan bir kişi, çevresine yaydığı enerjiyle daha çok kişiyi etkiler.

 

“EMEK VERİN”

Böyle gündemi hep acı olan bir ülkede sağlığımızı her açıdan nasıl koruruz. Öneriniz nedir?

Kitabın adını koyarken özellikle gülümsemenin başında aşk olsun istedim. İçinde aşk olan bir duygu sizi gülümsetebilir ve gönülden harekete geçirir. Aşk ve paylaşmak acının en büyük panzehiri… Sevda yüklü deneyimlere açık olunması ve zehirli kalıplardan çıkılması gerektiğini düşünüyorum. Sevgiye açık olan acı yaratamaz; daha hoşgörülü ve daha yaratıcı olur. Kitabımda bunları dile getirmeye çalıştım. Yaşanmışlıkla örgülemeye gayret ettim. Deneyimlerimi paylaştım, kendimi ortaya koydum. Bu yönüyle sadece ‘şunu yapın, bunu yapın’ diyen klasik kişisel gelişim yayınlardan ayrıldığını düşünüyorum.

Aslında Anadolu topraklarında yaşıyoruz. Bizim İMECE’miz var, halayımız var, birlik ve beraberlik içinde ateş etrafında toplandığımız çok güzel ritüellerimiz var, yöresel düğünlerimiz, kına gecelerimiz var ama son zamanlarda biz birbirimizden çok fazla uzaklaştık. Artık apartmanlarda kimse birbirini tanımıyor, sokakta herkes birbiriyle kavga ediyor, Anadolu’nun o birlik ve beraberlik ruhundan gittikçe uzaklaşıyoruz. O ritüelleri biraz daha parlatmamız gerekiyor. Güzellikleri sadece düğünlerde değil farklı zamanlarda da paylaşmaya, kutlamaya ihtiyacımız var aşkla gülümsemek ve gülümsetmek için…

12074802_10153799221695815_617390375082518142_n

Umutsuz ve olumsuz düşünen insanlara ne öneriyorsunuz?

Son zamanlarda ‘hayatta güzelliği seçiyorum, hayatta sevmeyi seçiyorum’ gibi olumlamalarla devamlı söyleyince sanki bir mucize olacakmış gibi gösteriliyor. Ben, emekle kazanılanın çok zor kaybedileceğini düşünüyorum. O yüzden mutluluğumuz için, gülümsememiz için, korku enerjisinden çıkmak için emek verilmesi gerektiğine inanıyorum. Bu bedenimiz için de geçerli, duygu ve düşüncelerimiz için de. “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözündeki gibi. Sonra “sağlam kafa gönlü anlayabilen, ıslah edilmiş bir zihindir” aşaması gelir. O zaman daha olumlu, aklı ve kalbi selim insanlardan biri olabiliriz.

 

Bir yerden başlamak gerekiyorsa okuyucu nereden başlamalı sizce?

Yoga güzel bir başlangıç olabilir çünkü yogada da en önemli şey birlik kavramıdır. Bölünmüş zihin, beden, duygu ve düşünceleri toparlayıp bir tamlık hali yaratıyor. Bu da kişide sözde değil özde derin bir tatmin hissi oluşturuyor.

 

Size ulaşmak isteyenler nasıl ulaşacak?

Bostancı ve Bakırköy’de iki merkezimiz var. Bir de Büyükada’da kalmalı kullanabildiğimiz müstakil, çok güzel bir mekanımız var. Üç merkezde de bireysel ve kurumsal  grup eğitimleri yapıyoruz.

Bize ulaşabileceğiniz telefon numaramız: 05352912295

İnternet sitemiz mertguler.com/ 

eposta adresimiz: bilgi@mertguler.com/ 

 

Son olarak okuyucuya söylemek istediğiniz bir şey var mı acaba?

O zaman kitabımda paylaştığım bir sözümle bitireyim…

‘’Sahip çıkalım ve çaldırmayalım lütfen! 

Emeğimizi…Enerjimizi…Zamanımızı…ve Gülümsememizi…” 

 

Keyifli okumalar dilerim…

 

3 Aralık 2015, Posta Yaşam

posta.com.tr

2015-12-03T19:29:53+00:00 Aralık 3rd, 2015|Röportajlar|