Kararsızlıklarımızı Sonlandırmak

//Kararsızlıklarımızı Sonlandırmak

Kararsızlıklarımızı Sonlandırmak

“Öyle bir yerdeyim ki;
Ne gitmesi mümkün,
Ne kalması mümkün olan,
Öylece bir yerdeyim işte…
Vazgeçmekle direnmek arasında,
Akla karanın tam ortasındayım…
Kaybetmenin arifesinde,
Yeni bir hayatın eşiğindeyim…
Kalsam canım yanacak,
Gitsem hayatım…”
Hz. Mevlana

Arada derede kaldıklarınız oluyor mu, akla karanın arasında, gece ile gündüzün arasında, gitmekle kalmak arasında..?
Artık kararsızlıklarımızı sonlandırma zamanı…
Nereye, neye kararsızsınız?
Gitmek mi zor kalmak mı zor gibi kararsızlıklarınız mı var..?

Hep iki arada bir derede kalıyoruz galiba, ne dersiniz..? Bence çemberi oluşturan kısım bu, altı üstü sağı solu tam bir bütünde yaşamak önemli hep beraber. Gelin tüm kararsızlıklarımızı sonlandırmaya karar verelim hep beraber.
“Kalmak mı zor gitmek mi zor gitsem canım yanacak kalsam hayatım” demiş Hz. Mevlana. Hz. Mevlana’yı gönül gözü ile anlamak gerekiyor.

En kötü karar, kararsızlıktan daha iyidir, bunu aklınızdan çıkartmayın. Hiç değilse verdiğiniz karardan sonra yeni bir karar alabilirsiniz. Ama kararsız kalmak çok büyük bir zaman kaybıdır, çok büyük bir enerji kaybıdır, çok büyük bir gülümseyiş kaybıdır…

En çok hayatınızda hangi konuda kararsız kalıyorsunuz..?
İş seçimi, kariyer seçiminde mesela; içselliğiniz olmalı mı, olmamalı mı? Sadece maddede mi karar verseniz mutlu olursunuz, maneviyatta mı karar verseniz? Kararlarınızın içine neler koyacağınız çok değerlidir…

Eğer evrenle uyum içerisinde olursanız, değiştiremeyeceğiniz konulara sabır göstereceksiniz, değiştirebileceğiniz konulara cesaret göstereceksiniz ve her ikisini birbirinden ayırt etmek için akıl göstereceksiniz. Bu çok özel bir duadır:
“Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır ve ikisi arasındaki farkı anlayabilmek için de bilgelik ver.” Anonim

Aslında karar almaya başlarsanız, yeni kararlara, güzel kararlara doğru bir yolculuk başlar. Belki birkaç tane baştan yanlış kararlar verilebilir. Sanki bir adrese gidiyormuş gibi hedef noktasına ulaşırken, sağa ya da sola yanlış yollara sapabilirsiniz. Ama bir şekilde muhakkak hedefinize gidersiniz. Kararsız kalanları düşünebiliyor musunuz; yol ikiye ayrılıyor, çatallaşıyor, kararsız orada durup bekliyor. Sen bir karar vermişsin, yanlış ama, dönüp dolaşıp hedefine tekrar ulaşma şansın çok fazla. Kararsız arkadaşın o çatallaşan yolda, ikileşen yolda beklemeye devam ediyor…

Kararsızlığımıza çekingenlik de sebep olabiliyor. Öz güven düşüklüğü belki. Ya da çok fazla utangaçlık, çok fazla çekingenlik… Ne olursunuz yüreğinizle hareket edin. O çok akışkan, çok cesaretli, çok sevgi dolu. Biraz ona kulak vermeye gayret edelim…
Öz güveninizi yükseltmek için hemen karar almaya başlayın ve şunu hiç aklınızdan çıkarmayın; İyi kararlar için kötü karar basamaklarını kullanmanız gerekiyor. Sizler kararlı olduktan sonra, kararları net bir şekilde verdikten sonra, doğru kararlarınız yanlış kararların üzerine çıkacak çatıyı oluşturacaktır…

Karar alırken cesur olun, korkmayın. Korkunun çok olumsuz bir enerjisi var. Korku ile cesaretin yerini değiştirmeniz gerekiyor. Tekrar söylüyorum; yanlış kararlar alabilirsiniz, onlar doğru kararların mimarları olacaklar… Korkularla ilgilenmeyin. Karanlıkla ilgili o kadar çok konuşuyorsunuz ki… Korkularla ilgilenmeyin, cesaretle ilgilenin. Karanlıkla ilgili konuşa konuşa aydınlığı getiremezsiniz. Karanlık varken gidersiniz lambayı ya da mumu yakarsınız, aydınlık gelir.

“Düzenim bozulur hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatının altının üstünden daha iyi olmayacağını?” demiş Hz. Şems-i Tebrizi. Aldığınız karar ilk başta kötü gözüküyor gibi olabilir, ama ilerde o kötü gibi görünen karar için, aradan bir vakit geçtikten sonra, eğer yüreğinizle aldıysanız, “iyi ki almışım meğer nelere vesile olmuş” dersiniz.

Hz. Mevlana ne diyordu yukarıda yazdığımız şiirinde: Kalsam canım yanacak, gitsem hayatım.
Bazı kararlar baştan çok zor olur, çok can acıtıcı olabilir, ama bir tünel gibi, sonundaki ışığı görmeye gayret edin… Öz güvenle gidin, umutlarınızı yeşertin, hayalleriniz olsun, o tünelin ucundaki ışığa doğru adım adım ilerleyin, yavaş yavaş göreceksiniz o ışık kocaman olacak sizin için. Verdiğiniz karar ilk önce karanlık bile olsa, zaman gelecek sizi çok özel bir aydınlığa çıkartacak…
Karar almak – vermek gereken bir durum varsa, teraziye koyun, tartın, karar verin ve devam edin. Hemen şimdi… Çünkü en kötü karar kararsızlıktan daha iyidir, hareket vardır onun içinde. Karar eğer seni yanlış yere götürüyorsa, hemen kararını tekrar değiştir ve devam et. Ağaç değilsin olduğun yerde kalma lütfen…

Önce karar almanız, sonra da sabretmeniz gerekir…
Lütfen ümidinizi yitirmeyin. Her sabah kalkıyorsanız, her sabah tekrar güne başlıyorsanız ve her sabah gün aydınlanıyorsa umutsuzluk diye bir şey olmamalı…
Bardağın sadece dolu kısmını gören bir insan değilim, boş kısmını da gören bir insan değilim. Bardağın her ikisini de gören bir insanım. Bardağın yarısı dolu yarısı boş. Daha net, daha doğru…

Karar verirken kalbinizle karar vermeye dikkat edin ve hemen karar verin. Zaten kararsız olan insanlar çok fazla düşünüyorlardır üzerinde. Kendini kararsız diye düşünenler, en önemli konu, kalplerinden hemen karar versinler. Kalbini dinle karar ver, kalbini dinleyemiyor musun, sen karar ver, kalp sonradan gelsin. Belki yanlış kararlar vereceksin, önemli değil.

Tekrar söylüyorum; yanlış kararlar doğru kararlara götürecek…

2017-05-08T21:54:16+00:00 Mayıs 8th, 2017|Mert Güler Yazıları|